Kişisel Gelişim 4 dk okuma Bora Yalınç Güncellendi:
Sunum Yapma Becerisi Nasıl Kazandırılır?
Sınıf önünde konuşmak yetenek değil, öğrenilebilir bir beceridir. Ezberden kurtulmanın ve heyecanı yönetmenin pratik yolları.
Sınıfın önüne çıkıp konuşmak, pek çok öğrenci için sınavdan daha yorucudur. Bilgi eksikliğinden değil, bakılıyor olmanın yarattığı gerginlikten kaynaklanır bu. Oysa sunum yapmak doğuştan gelen bir yetenek değil, adım adım öğrenilebilen bir beceridir. Doğru şekilde çalışıldığında en çekingen öğrenci bile sırasının gelmesini korkuyla beklemekten kurtulabilir.
Sunum becerisinin okul dışında da karşılığı vardır. Bir fikri anlaşılır biçimde anlatmak, dinleyiciyi gözeterek konuşmak, sorulan soruya sakin cevap vermek; bunların hepsi ileride iş görüşmesinden ekip toplantısına kadar pek çok yerde işe yarar. Bu yüzden sunuma bir ödev türü değil, uzun ömürlü bir yatırım gözüyle bakmak gerekir.
Metin ezberlemek en zayıf yöntemdir
Öğrencilerin çoğu sunuma hazırlanmayı, yazdıkları metni ezberlemek olarak anlar. Bu yöntemin sorunu, tek bir cümle unutulduğunda bütün yapının çökmesidir. Ezberi bozulan öğrenci sustuğunda geriye dönebileceği bir zemin kalmaz.
Bunun yerine sunumu birkaç ana başlığa bölmek ve her başlık için üç dört anahtar kelime belirlemek çok daha güvenlidir. Öğrenci sırayı bilir, cümleleri o an kurar. Kurulan cümleler ezberlenmiş cümlelerden daha doğal çıkar ve dinleyiciye daha kolay ulaşır. Küçük bir kartın üzerine yazılmış beş kelime, üç sayfalık bir metinden daha işlevlidir.
Prova, sessiz okumakla olmaz
Sunum hazırlığının en çok atlanan kısmı yüksek sesle provadır. İçinden okunan bir sunum kolay görünür; sesli okunduğunda nerede takılındığı, hangi cümlenin uzun olduğu, sürenin nereye yettiği hemen ortaya çıkar. En az üç kez sesli prova yapmak, çoğu heyecanı daha başlamadan azaltır.
Provanın bir bölümünü ayakta ve bir dinleyici karşısında yapmak gerekir. Bu dinleyici bir aile üyesi, hatta bir ayna olabilir. Ayakta durmak, nefesin nasıl alındığını ve ellerin nereye konulacağını fark ettirir. Bu iki ayrıntı, sunumun akıcı görünmesinde beklenmedik ölçüde belirleyicidir.
Heyecan bastırılmaz, yönetilir
Çocuğa heyecanlanma demek işe yaramaz; çünkü heyecan iradeyle kapatılabilen bir düğme değildir. Yararlı olan, heyecanın normal olduğunu söylemek ve onunla ne yapılacağını göstermektir. Başlamadan önce birkaç derin nefes almak, ilk cümleyi önceden belirleyip sağlama almak, konuşurken tek bir noktaya değil birkaç arkadaşa dönüşümlü bakmak bunların en pratik olanlarıdır.
İlk cümlenin hazır olması özellikle önemlidir. Sunumun en gergin anı ilk on saniyedir; bu on saniye güvenli geçtiğinde geri kalanı belirgin biçimde kolaylaşır. Öğrenci ilk cümlesini ezbere bilmelidir, kalanını değil.
Slaytlar konuşmacının yerine geçmemeli
Görsel destek kullanılıyorsa altın kural basittir: slayt anlatılmaz, slayt hatırlatır. Ekranı yazıyla doldurup onu okuyan bir öğrenci hem dinleyiciyi kaybeder hem de kendi sesini kullanmaz. Her slaytta birkaç kelime, bir görsel ya da bir sayı yeterlidir. Geri kalanı konuşmacının işidir.
Süreye uymak da bu becerinin parçasıdır. Verilen beş dakikayı sekiz dakikaya çıkarmak, hazırlık eksikliğinin işaretidir. Provada süre tutmak, sunumun hangi bölümünün kısaltılması gerektiğini net biçimde gösterir.
Sunum bittikten sonra gelen sorular çoğu öğrenciyi ürkütür. Oysa bilmiyorum, bakıp size söyleyeyim demek zayıflık değil dürüstlüktür ve dinleyici üzerinde uydurulmuş bir cevaptan çok daha iyi bir izlenim bırakır. Bu cümleyi kurabilmeyi öğrenmek, sunumun kendisi kadar değerlidir.
Ses, duruş ve göz teması
Sunumun içeriği kadar nasıl aktarıldığı da dinleyicinin anlayıp anlamadığını belirler. Alçak bir ses, arka sıradaki arkadaşın konuşmayı takip etmesini imkânsız kılar. Öğrenciye en arkadaki kişiye duyuracak kadar konuşması söylendiğinde, ses seviyesi çoğu zaman kendiliğinden yerine oturur.
Duruş da anlatımın bir parçasıdır. İki ayak üzerinde dengeli durmak, ellerde sürekli çevrilen bir kalem bulundurmamak ve tahtaya değil sınıfa dönmek küçük ama fark edilen ayrıntılardır. Bunlar öğrenciyi rahatlatmakla kalmaz, dinleyicinin de rahat etmesini sağlar.
Hızın kontrol edilmesi ayrı bir başlıktır. Heyecanlanan öğrenci hızlanır ve cümleler birbirine girer. Her ana başlığın sonunda kısa bir duraklama yapmak hem konuşmacıya nefes aldırır hem de dinleyiciye söyleneni sindirme fırsatı verir. Bu duraklamalar provada bilinçli olarak yerleştirildiğinde sunum sırasında kendiliğinden gelir.
Bir öğrencinin sunumdan sonra duyması gereken ilk şey, notu değil neyi iyi yaptığıdır. Sesin duyulur olması, sıranın anlaşılır olması, bir örneğin yerinde verilmesi tek tek söylendiğinde çocuk bir sonraki sefere neyi tekrarlayacağını bilir. Sadece eksiklerin sayıldığı bir geri bildirim ise bir sonraki sunumu daha da zorlaştırır. Bu beceri, tekrar ede ede ve her seferinde biraz daha rahatlayarak kazanılır.